Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Gündem Haber Girişi: 03.08.2022 - 12:15, Güncelleme: 03.08.2022 - 12:15

Antalya’da yakarca alarmı!

 

Antalya’da yakarca alarmı!

Antalya’da her yaz yaşanan sivrisinek sorununa bir de yakarcalar eklendi. Vatandaşlar vücutlarının yara olmasından ve her gün kaşınmaktan dolayı çileden çıktı
İLAÇLAMA ETKİLİ OLMUYOR Antalya Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, sıcakların artmasıyla birlikte yakarca sayılarının da arttığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesinin her gün ilaçlama yapmasına rağmen sıkılan ilacın yakarcalar üzerinde etkili olmadığını ifade etti. Bunun sebebinin ise, yakarcaları öldürecek herhangi bir haşere ilacının olmadığını vurguladı. Yakarcaların geceleri ortaya çıktığını ve ısırdığı yerin bazen yaraya dönüşebildiğini aktaran Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, ‘’Yakarca bir diğer adıyla Tatarcık gün boyu karanlık ve nemli ortamlarda saklanır, geceleri harekete geçer. Yakarcanın ısırmasının ardından kaşıntı başlar. Zaman zaman da kaşıntıyla birlikte oluşan şark çıbanı büyük bir yaraya dönüşebilir.’’ şeklinde konuştu. Yakarcaların kan yoluyla mikrop taşıdığını ve bazı hastalıkların bulaşmasında rol oynadıklarını ifade eden Akbulut, ‘’Bütün gün nemli, karanlık alanlarda gizlenmekte ve geceleri beslenmek için ava çıkmaktadır. Yakarca sinekleri kanla mikrop taşıdığı için bazı hastalıkların bulaşmasına yol açmaktadır. Bu sineklerin kan emmeleri, ısırmaları oldukça yakıcıdır.’’ ifadelerini kullandı. Antalya’da her yaz yaşanan sivrisinek ve yakarca sorunu vatandaşları çileden çıkarttı. Antalya Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut ve Dermatoloji doktorlarının değindiğini bilgilere göre, sıcakların artmasıyla birlikte tatarcık bir diğer adıyla bilinen yakarcaların sayısının arttığını ifade ettiler. Antalya Belediyesinin her gün sokakları sivrisinekler için ilaçladığını vurgulayan Akbulut, maalesef ki sıkılan ilacın yakarcalar için yetersiz olduğunu ve onlar üzerinde etkili olmadığını yakarcalar üzerinde etkili olacak herhangi bir haşere ilacının henüz olmadığını vurguladı. GECELERİ HAREKETE GEÇİYORLAR Yakarcaların geceleri ortaya çıktığını ve ısırdığı yerin bazen yaraya dönüşebildiğini aktaran Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, ‘’Yakarca bir diğer adıyla Tatarcık gün boyu karanlık ve nemli ortamlarda saklanır, geceleri harekete geçer. Yakarcanın ısırmasının ardından kaşıntı başlar. Zaman zaman da kaşıntıyla birlikte oluşan şark çıbanı büyük bir yaraya dönüşebilir. Dişileri insan ve hayvanlardan kan emerek yumurtalarının gelişimini sağlar. Daha sonra üç ila sekiz gün içinde evinizin nemli ve karanlık bölgelerine yumurtalarını bırakırlar.’’ dedi. KAN YOLUYLA MİKROP TAŞIYOR Yakarcaların kan yoluyla mikrop taşıdığını ve bazı hastalıkların bulaşmasında rol oynadıklarını ifade eden Akbulut, ‘’Bütün gün nemli, karanlık alanlarda gizlenmekte ve geceleri beslenmek için ava çıkmaktadır. Yakarca sinekleri kanla mikrop taşıdığı için bazı hastalıkların bulaşmasına yol açmaktadır. Bu sineklerin kan emmeleri, ısırmaları oldukça yakıcıdır. İsminin yakar olmasının nedeni çok fazla acı hissi vermesinden kaynaklıdır. Isırılan bölgede kaşıntı meydana gelmektedir. Bunun dışında kızarıklıklar ve şişmeler meydana gelir. Tatarcık humması ismindeki rahatsızlığı bu canlılar bulaştırmaktadır. Hastalığın özelliği yüksek ateş ile seyretmesidir. Tatarcık hummasından hariç şark çıbanı rahatsızlığını bulaştırdıkları için insan vücudunu tehdit etmektedirler’’ şeklinde konuştu. VATANDAŞ NASIL KORUNACAK? Yakarca ve sinek ısırıkları yüzünden bütün gün kaşınmaktan ve bedenlerinde yara izleri kalmasından dolayı isyan eden vatandaşlar için nasıl korunacaklarını söyleyen Akbulut, ‘’Sinekten korunmanın çeşitli yolları mevcuttur. Dişi olan türünün rahatsız olduğu maddeler bedene sürülebilir. Bedene sürülen maddeler çevreye de yerleştirilebilir. Dişi türün rahatsız olduğu maddeler Hindistancevizi yağı, limon suyu, okaliptüs yağı, lavanta yağı, narenciye suyu, portakal kabuğu, sirke ve avokado yağı olarak açıklanabilir. Günümüz koşullarında bir sürü sinek kovan sprey veya losyonlar üretilir. Üretilen ürünlerin içeriği sineklerin rahatsız olacağı cinstendir.’’ ifadelerini kullandı. ISIRILDIKTAN SONRA NE YAPMALI? Sinek ısırığı diyerek küçümsememek gerektiğini bazen ısırıkların iştahsızlığa ve yüksek ateşe neden olduğunu ifade eden Akbulut, ‘’Sinek ısırığının tedavisi doğal yöntemlerle yapılabilir. Isırılan alanın sabun ile yıkanması, sodalı hamur yapıştırılması, sarımsakla ovulması ve sirkeyle yıkanması etkili doğal yöntemlerdendir. Bu sinek türü tarafından ısırılan bireyde olumsuz sonuçlar meydana gelebilir. Isırık olan yer şişer, iştahsızlık oluşabilir ve ateş yükselebilmektedir. Bu gibi problemlerin oluşması halinde hastaneye gidilmesi gerekir. Isırık için doğal yöntem uygulamak isteyen kişi çok az bir miktar karbonat ile az orandaki suyu karıştırıp ısırık olan kısımlara sürebilir. Bu karışım kaşıntı durumunu azaltarak, şişliği azaltmaktadır. Yanma ve şişliklerin azaltılması için doktorun önerdiği ürünler kullanılabilir. Bunun dışında yakarca sineği yüzünden oluşan olumsuz durumlar yüksek ise doktora başvurulmalıdır.’’ dedi. İNSANLAR ISIRILDIKTAN SONRA ALARJİK REAKSİYONLAR GÖSTEREBİLİR  Sadece dişi sivrisineklerin ısırdığını ve iğnesinde 30 farklı protein çeşidi olduğunu dile getiren Akbulut, bu maddelerden biri alerjik bir bünyeyi harekete geçirebilir dedi. Akbulut, ‘’Özellikle alerjik yapıya sahip ve bağışıklığı daha düşük olan kimselerde etkisini daha fazla gösteren sivrisinek ısırığı alerjisi, böceğin konduğu yerdeki kanı emmek üzere derinin altına iğnesini yerleştirmesiyle meydana gelir. Sivrisineklerin farklı türleri olmakla birlikte, tüm türlerde ortak olan özellik, sadece dişi olan sivrisineklerin ısırdığı gerçeğidir. Sivrisineğin iğnesi kadar tükürüğünde bulunan 30 farklı protein çeşidi, vücudun alerjik reaksiyon sistemini harekete geçirir. Bu reaksiyon sonucunda, ısırılan yerde 2-10 mm. büyüklüğe sahip, etrafı kızarık ve zaman zaman da üzeri su toplamış şişlikler oluşur. Isırıkların ortaya çıkardığı şişlik ve kızarıklıklar, kimi zaman 36 saat içinde kaybolur. Bağışıklık sistemi güçlü olmayan kişilerde bu süre uzayabilir ve alerjik reaksiyon daha ciddi boyutlara varan sağlık sorunlarına yol açabilir.’’ şeklinde konuştu. KİŞİDE ENFEKSİYON BELİRTİSİ BAŞGÖSTEREBİLİR Alerjik reaksiyonları dışında kişide enfeksiyon belirtisi gösterebildiğini ve hatta kişiyi ölüme kadar götürebildiğini söyleyen Akbulut, ‘’Sivrisinek ısırıkları, her yaz sezonunda karşılaşılan önemsiz ve olağan bir durum gibi kabul edilse de ciddi enfeksiyonlara; hatta ölümlere varabilen neticelere yol açabilmektedir. Özellikle sık sık seyahat edenler, açık alanlarda çalışan kişiler ve bağışıklığı düşük olan bireyler, sivrisinek ısırıklarının yaratacağı enfeksiyonlara daha fazla maruz kalabilirler. Sivrisinek ısırığı meydana geldikten sonra ortalama kuluçka süresi 2-6 gün arasındadır. Bu süre sonunda ishal, eklem ağrısı, kusma, baş ağrıları ve vücut döküntüleri gibi belirtilere rastlanabilir.  Kanser, diyabet, hipertansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin, daha ciddi enfeksiyon belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Nörolojik hastalık belirtileri olarak gruplandırılabilecek bu belirtilerin arasında, yüksek ateş, baş ağrısı, ense sertliği, konsantrasyon bozukluğu, koma, titreme nöbetleri ve felç gibi semptomlar sıralanabilir. Bu belirtilerden bir ya da birkaçının ortaya çıktığı durumlarda, zaman kaybetmeden uzman bir doktora başvurmak gerekir. ‘’ dedi. HABER MERKEZİ
Antalya’da her yaz yaşanan sivrisinek sorununa bir de yakarcalar eklendi. Vatandaşlar vücutlarının yara olmasından ve her gün kaşınmaktan dolayı çileden çıktı

İLAÇLAMA ETKİLİ OLMUYOR
Antalya Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, sıcakların artmasıyla birlikte yakarca sayılarının da arttığını dile getirdi. Antalya Büyükşehir Belediyesinin her gün ilaçlama yapmasına rağmen sıkılan ilacın yakarcalar üzerinde etkili olmadığını ifade etti. Bunun sebebinin ise, yakarcaları öldürecek herhangi bir haşere ilacının olmadığını vurguladı. Yakarcaların geceleri ortaya çıktığını ve ısırdığı yerin bazen yaraya dönüşebildiğini aktaran Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, ‘’Yakarca bir diğer adıyla Tatarcık gün boyu karanlık ve nemli ortamlarda saklanır, geceleri harekete geçer. Yakarcanın ısırmasının ardından kaşıntı başlar. Zaman zaman da kaşıntıyla birlikte oluşan şark çıbanı büyük bir yaraya dönüşebilir.’’ şeklinde konuştu. Yakarcaların kan yoluyla mikrop taşıdığını ve bazı hastalıkların bulaşmasında rol oynadıklarını ifade eden Akbulut, ‘’Bütün gün nemli, karanlık alanlarda gizlenmekte ve geceleri beslenmek için ava çıkmaktadır. Yakarca sinekleri kanla mikrop taşıdığı için bazı hastalıkların bulaşmasına yol açmaktadır. Bu sineklerin kan emmeleri, ısırmaları oldukça yakıcıdır.’’ ifadelerini kullandı.

Antalya’da her yaz yaşanan sivrisinek ve yakarca sorunu vatandaşları çileden çıkarttı.
Antalya Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut ve Dermatoloji doktorlarının değindiğini bilgilere göre, sıcakların artmasıyla birlikte tatarcık bir diğer adıyla bilinen yakarcaların sayısının arttığını ifade ettiler. Antalya Belediyesinin her gün sokakları sivrisinekler için ilaçladığını vurgulayan Akbulut, maalesef ki sıkılan ilacın yakarcalar için yetersiz olduğunu ve onlar üzerinde etkili olmadığını yakarcalar üzerinde etkili olacak herhangi bir haşere ilacının henüz olmadığını vurguladı.

GECELERİ HAREKETE GEÇİYORLAR
Yakarcaların geceleri ortaya çıktığını ve ısırdığı yerin bazen yaraya dönüşebildiğini aktaran Tabipler Odası Genel Sekreteri Metehan Akbulut, ‘’Yakarca bir diğer adıyla Tatarcık gün boyu karanlık ve nemli ortamlarda saklanır, geceleri harekete geçer. Yakarcanın ısırmasının ardından kaşıntı başlar. Zaman zaman da kaşıntıyla birlikte oluşan şark çıbanı büyük bir yaraya dönüşebilir. Dişileri insan ve hayvanlardan kan emerek yumurtalarının gelişimini sağlar. Daha sonra üç ila sekiz gün içinde evinizin nemli ve karanlık bölgelerine yumurtalarını bırakırlar.’’ dedi.

KAN YOLUYLA MİKROP TAŞIYOR
Yakarcaların kan yoluyla mikrop taşıdığını ve bazı hastalıkların bulaşmasında rol oynadıklarını ifade eden Akbulut, ‘’Bütün gün nemli, karanlık alanlarda gizlenmekte ve geceleri beslenmek için ava çıkmaktadır. Yakarca sinekleri kanla mikrop taşıdığı için bazı hastalıkların bulaşmasına yol açmaktadır. Bu sineklerin kan emmeleri, ısırmaları oldukça yakıcıdır. İsminin yakar olmasının nedeni çok fazla acı hissi vermesinden kaynaklıdır. Isırılan bölgede kaşıntı meydana gelmektedir. Bunun dışında kızarıklıklar ve şişmeler meydana gelir. Tatarcık humması ismindeki rahatsızlığı bu canlılar bulaştırmaktadır. Hastalığın özelliği yüksek ateş ile seyretmesidir. Tatarcık hummasından hariç şark çıbanı rahatsızlığını bulaştırdıkları için insan vücudunu tehdit etmektedirler’’ şeklinde konuştu.

VATANDAŞ NASIL KORUNACAK?
Yakarca ve sinek ısırıkları yüzünden bütün gün kaşınmaktan ve bedenlerinde yara izleri kalmasından dolayı isyan eden vatandaşlar için nasıl korunacaklarını söyleyen Akbulut, ‘’Sinekten korunmanın çeşitli yolları mevcuttur. Dişi olan türünün rahatsız olduğu maddeler bedene sürülebilir. Bedene sürülen maddeler çevreye de yerleştirilebilir. Dişi türün rahatsız olduğu maddeler Hindistancevizi yağı, limon suyu, okaliptüs yağı, lavanta yağı, narenciye suyu, portakal kabuğu, sirke ve avokado yağı olarak açıklanabilir. Günümüz koşullarında bir sürü sinek kovan sprey veya losyonlar üretilir. Üretilen ürünlerin içeriği sineklerin rahatsız olacağı cinstendir.’’ ifadelerini kullandı.

ISIRILDIKTAN SONRA NE YAPMALI?
Sinek ısırığı diyerek küçümsememek gerektiğini bazen ısırıkların iştahsızlığa ve yüksek ateşe neden olduğunu ifade eden Akbulut, ‘’Sinek ısırığının tedavisi doğal yöntemlerle yapılabilir. Isırılan alanın sabun ile yıkanması, sodalı hamur yapıştırılması, sarımsakla ovulması ve sirkeyle yıkanması etkili doğal yöntemlerdendir. Bu sinek türü tarafından ısırılan bireyde olumsuz sonuçlar meydana gelebilir. Isırık olan yer şişer, iştahsızlık oluşabilir ve ateş yükselebilmektedir. Bu gibi problemlerin oluşması halinde hastaneye gidilmesi gerekir. Isırık için doğal yöntem uygulamak isteyen kişi çok az bir miktar karbonat ile az orandaki suyu karıştırıp ısırık olan kısımlara sürebilir. Bu karışım kaşıntı durumunu azaltarak, şişliği azaltmaktadır. Yanma ve şişliklerin azaltılması için doktorun önerdiği ürünler kullanılabilir. Bunun dışında yakarca sineği yüzünden oluşan olumsuz durumlar yüksek ise doktora başvurulmalıdır.’’ dedi.

İNSANLAR ISIRILDIKTAN SONRA ALARJİK REAKSİYONLAR GÖSTEREBİLİR 
Sadece dişi sivrisineklerin ısırdığını ve iğnesinde 30 farklı protein çeşidi olduğunu dile getiren Akbulut, bu maddelerden biri alerjik bir bünyeyi harekete geçirebilir dedi. Akbulut, ‘’Özellikle alerjik yapıya sahip ve bağışıklığı daha düşük olan kimselerde etkisini daha fazla gösteren sivrisinek ısırığı alerjisi, böceğin konduğu yerdeki kanı emmek üzere derinin altına iğnesini yerleştirmesiyle meydana gelir. Sivrisineklerin farklı türleri olmakla birlikte, tüm türlerde ortak olan özellik, sadece dişi olan sivrisineklerin ısırdığı gerçeğidir. Sivrisineğin iğnesi kadar tükürüğünde bulunan 30 farklı protein çeşidi, vücudun alerjik reaksiyon sistemini harekete geçirir. Bu reaksiyon sonucunda, ısırılan yerde 2-10 mm. büyüklüğe sahip, etrafı kızarık ve zaman zaman da üzeri su toplamış şişlikler oluşur. Isırıkların ortaya çıkardığı şişlik ve kızarıklıklar, kimi zaman 36 saat içinde kaybolur. Bağışıklık sistemi güçlü olmayan kişilerde bu süre uzayabilir ve alerjik reaksiyon daha ciddi boyutlara varan sağlık sorunlarına yol açabilir.’’ şeklinde konuştu.

KİŞİDE ENFEKSİYON BELİRTİSİ BAŞGÖSTEREBİLİR
Alerjik reaksiyonları dışında kişide enfeksiyon belirtisi gösterebildiğini ve hatta kişiyi ölüme kadar götürebildiğini söyleyen Akbulut, ‘’Sivrisinek ısırıkları, her yaz sezonunda karşılaşılan önemsiz ve olağan bir durum gibi kabul edilse de ciddi enfeksiyonlara; hatta ölümlere varabilen neticelere yol açabilmektedir. Özellikle sık sık seyahat edenler, açık alanlarda çalışan kişiler ve bağışıklığı düşük olan bireyler, sivrisinek ısırıklarının yaratacağı enfeksiyonlara daha fazla maruz kalabilirler. Sivrisinek ısırığı meydana geldikten sonra ortalama kuluçka süresi 2-6 gün arasındadır. Bu süre sonunda ishal, eklem ağrısı, kusma, baş ağrıları ve vücut döküntüleri gibi belirtilere rastlanabilir.  Kanser, diyabet, hipertansiyon ve böbrek hastalığı gibi ciddi kronik rahatsızlıkları bulunan kişilerin, daha ciddi enfeksiyon belirtileri gösterdikleri görülmüştür. Nörolojik hastalık belirtileri olarak gruplandırılabilecek bu belirtilerin arasında, yüksek ateş, baş ağrısı, ense sertliği, konsantrasyon bozukluğu, koma, titreme nöbetleri ve felç gibi semptomlar sıralanabilir. Bu belirtilerden bir ya da birkaçının ortaya çıktığı durumlarda, zaman kaybetmeden uzman bir doktora başvurmak gerekir. ‘’ dedi.

HABER MERKEZİ

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akdenizdeyeniyuzyil.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.