Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
AYNUR GÜNEŞ
Köşe Yazarı
AYNUR GÜNEŞ
A
 

Kur’ın-ı Kerim ve Kureyş Lehçesi

Kureyş lehçesiyle okunurdu. Seleme bin Âsım hazretleri tefsir ve kıraat âlimidir. Kûfe’de doğdu. Kıraat ilmini Kûfe’de Yahyâ bin Ziyâd el-Ferrâ’dan aldı. 270 (m. 883)’de vefat etti. Derslerinde buyurdu ki: Kıraatin başlangıcı ve esâsı, tevatüre yâni nakle dayanır. Kur’ân-ı Kerîm’i ilk okuyan, Resûlullah efendimizdir (sallallahü aleyhi ve sellem). Cebrail aleyhisselâm, her sene bir kerre gelip o âna kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîmi Levh-i mahfuzdaki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz de dinler ve tekrar ederdi. Vefat edecekleri sene iki kerre gelip tamâmını okudular. Kur’ân-ı Kerîm, Arapça’nın yedi lehçesi üzerine nazil oldu. Bu lehçeler; Kureyş, Huzeyl, Sakîf, Hevâzin, Kinâne, Temîm ve Yemen lehçeleridir. Hicretten önce, Kur’ân-ı kerîm Kureyş lehçesiyle okunurdu. Sonraları İslâmiyet bütün Arabistan yarımadasına yayılınca, çeşitli lehçeleri konuşan Müslümanlar, Kureyş lehçesiyle okumakta güçlük çektiler ve kendi lehçelerine göre okumaya başladılar. Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Gerçekten Kur’ân-ı kerîm, yedi harf (lehçe) üzerine indirilmiştir. Size kolay geleni okuyunuz.” Bu şekilde okumanın caiz olduğu bildiriliyordu. Ancak bu da; Arab lisânının fesâhatından ayrılmamak, Kur’ân-ı kerîmin metnini ve mânâsını değiştirmemek, bu okuyuş şekillerinin Peygamber efendimizden duyulmuş olmak gibi şartları vardı. Resûlullah efendimiz, lüzum olduğu zamanlarda, diğer lehçelerle de Kur’ân-ı kerîmi okurdu. Bu şekilde okuma, Kur’ân-ı kerîm metnini değiştirme olmayıp, bâzı bölgelerdeki Müslümanlar için kolaylaştırıcı bir yol idi. Hazret-i Osman’ın (radıyallahü anh) hilâfeti zamanında; Eshâb-ı kiramın söz birliği ile, Peygamber efendimizin vefat ettiği sene, okuduğu kıraat şekli olan Kureyş lehçesine göre altı mushaf yazdırıldı. Bu mushaflarda sûreler birbirinden ayrıldı. Bu Kur’ân-ı kerîme, “kırâat-i mütevâtire” dendi. Eshâb-ı kiramın icmâ’ına, sünnete ve tevatüre dayanan bu çeşit kıraat, sahîh yâni doğru olan kıraat şeklidir. Eshâb-ı kiram, Tabiîn ve ondan sonra gelen Tebe-i tabiîn nesli, kıraat ilmini muhafaza ederek sonraki nesillere ulaştırdılar. Eshâb-ı kiramın, kıraat ile meşhûr olanları; hazret-i Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali, Übey bin Ka’b, Zeyd bin Sabit, Abdullah bin Mes’ûd, Ebü’d-Derdâ ve Ebû Mûsel Eş’ârî’dir (radıyallahü anhüm).
Ekleme Tarihi: 12 Eylül 2021 - Pazar

Kur’ın-ı Kerim ve Kureyş Lehçesi

Kureyş lehçesiyle okunurdu.

Seleme bin Âsım hazretleri tefsir ve kıraat âlimidir.

Kûfe’de doğdu.

Kıraat ilmini Kûfe’de Yahyâ bin Ziyâd el-Ferrâ’dan aldı. 270 (m. 883)’de vefat etti.

Derslerinde buyurdu ki:

Kıraatin başlangıcı ve esâsı, tevatüre yâni nakle dayanır.

Kur’ân-ı Kerîm’i ilk okuyan, Resûlullah efendimizdir (sallallahü aleyhi ve sellem).

Cebrail aleyhisselâm, her sene bir kerre gelip o âna kadar inmiş olan Kur’ân-ı kerîmi Levh-i mahfuzdaki sırasına göre okur, Peygamber efendimiz de dinler ve tekrar ederdi.

Vefat edecekleri sene iki kerre gelip tamâmını okudular.

Kur’ân-ı Kerîm, Arapça’nın yedi lehçesi üzerine nazil oldu.

Bu lehçeler; Kureyş, Huzeyl, Sakîf, Hevâzin, Kinâne, Temîm ve Yemen lehçeleridir.

Hicretten önce, Kur’ân-ı kerîm Kureyş lehçesiyle okunurdu.

Sonraları İslâmiyet bütün Arabistan yarımadasına yayılınca, çeşitli lehçeleri konuşan Müslümanlar, Kureyş lehçesiyle okumakta güçlük çektiler ve kendi lehçelerine göre okumaya başladılar.

Peygamber efendimiz buyurdu ki: “Gerçekten Kur’ân-ı kerîm, yedi harf (lehçe) üzerine indirilmiştir. Size kolay geleni okuyunuz.”

Bu şekilde okumanın caiz olduğu bildiriliyordu.

Ancak bu da; Arab lisânının fesâhatından ayrılmamak, Kur’ân-ı kerîmin metnini ve mânâsını değiştirmemek, bu okuyuş şekillerinin Peygamber efendimizden duyulmuş olmak gibi şartları vardı.

Resûlullah efendimiz, lüzum olduğu zamanlarda, diğer lehçelerle de Kur’ân-ı kerîmi okurdu.

Bu şekilde okuma, Kur’ân-ı kerîm metnini değiştirme olmayıp, bâzı bölgelerdeki Müslümanlar için kolaylaştırıcı bir yol idi.

Hazret-i Osman’ın (radıyallahü anh) hilâfeti zamanında; Eshâb-ı kiramın söz birliği ile, Peygamber efendimizin vefat ettiği sene, okuduğu kıraat şekli olan Kureyş lehçesine göre altı mushaf yazdırıldı.

Bu mushaflarda sûreler birbirinden ayrıldı.

Bu Kur’ân-ı kerîme, “kırâat-i mütevâtire” dendi. Eshâb-ı kiramın icmâ’ına, sünnete ve tevatüre dayanan bu çeşit kıraat, sahîh yâni doğru olan kıraat şeklidir.

Eshâb-ı kiram, Tabiîn ve ondan sonra gelen Tebe-i tabiîn nesli, kıraat ilmini muhafaza ederek sonraki nesillere ulaştırdılar.

Eshâb-ı kiramın, kıraat ile meşhûr olanları; hazret-i Ebû Bekr, Ömer, Osman, Ali, Übey bin Ka’b, Zeyd bin Sabit, Abdullah bin Mes’ûd, Ebü’d-Derdâ ve Ebû Mûsel Eş’ârî’dir (radıyallahü anhüm).

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akdenizdeyeniyuzyil.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.