Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Miraç Uzundal
Köşe Yazarı
Miraç Uzundal
 

Ya Dışındasındır Çemberin Ya da İçinde Yer Alacaksın

Garip bir matematiği var hayatın. Çözmesi güç, anlaması karmaşık,çoğu zaman sürprizler ve zorluklarla dolu lakin her şeye rağmen her bir parçası eşsiz ve çok değerli. Ve kesin olan bir şey var ki hayatta her şey gerçektenbirbiriyle ilişkili. Adına ister kader diyelim ister karma istersek de kelebek etkisi fark etmez. Final hep aynı. Tıpkı değişmeyen bazı kuralları gibi. Onlardan birisidir mesela, hayatta neyi çok istersen en çok o olmaz. Bunun en gerçek ya da belki en acı örneklerinden birisidir Evelyn Mchale.Bu isim bazı kesimler tarafından bilinse de son dönemde hayatımıza girişi yine popüler kültür sayesinde oldu. Zaten tarih, siyaset, sosyal, kültürel bilgilerin çoğunu artık bu şekilde öğrenen bir kesim var edildi. Okumak, öğrenmek, araştırmak, keşfetmek gibi şeyler mazide kaldı hep. Ne acı… Neyse, konumuza dönersek bu hanımefendinin hikâyesi tarihte ki tozlu raflarda yerini almış acı bir hikâyedir. 1923 yılında Amerika’da dünyaya gelen Evelyn ‘in hayatı türlü zorluklarla dolu. Ama onu bilinir kılan hayatından ziyade hayatına son veriş biçimi. 1 Mayıs 1947 yılında dönemin en yüksek binalarından Empire State'tin, ziyaretçiler için olan 86. katındaki gözlem evinden yaklaşık 250 metre yükseklikten kendisini usulca aşağıya bıraktı. Geriye içerisinde birkaç dolarının, makyaj eşyalarının ve küçük bir veda notunun olduğu bir çanta bıraktı. Buraya kadar her şey çok bilindik. İşin ilginç kısmı buradan sonra başlıyor. Kendisi bıraktığı notta veda etmenin yanında naaşının kimsenin en çokta ailesinin görmesini istemediğini kaleme almış. Belli ki 86. katı seçmesi de bundan sebepmiş. Ama işler tam tersi şeklinde ilerledi ve hayatta ki son karesi tarihe kazındı. Üzerine düştüğü arabanın çöken tavanında kusursuz bir şekilde en ufak bir deformasyon veya kan görülmeden, uyuyormuşçasına yatan kadının bu etkileyici hali oradan geçen fotoğrafçılık öğrencisi Robert C. Wiles ‘ın gözünden kaçmadı ve Evelyn’in cesedi, hayatına son verdikten yaklaşık dört dakika sonra bir fotoğraf karesi ile ölümsüzleşti. Şans eseri çekilmiş bu fotoğraf yıllar içerisinde “Tüm Zamanların En Güzel İntiharı” olarak adlandırıldı ve sergilendi. “Hiçbir parçamıngörünmesini istemiyorum” diyen Evelyn'in cesedinin fotoğraflanması ve onun isteğinin dışında birçok kişinin yıllarca görmesi ise işin asıl can alıcı kısım bence. Bu gün bile kliplere konu olarak tekrar tekrar gündeme gelen Evelyn, kapitalist düzenin çarkına düşmekten de kurtulamadı tabi. Sanki gerçek değilmiş gibi hayal ürünü bir tabloymuş gibi o fotoğraf en mahrem anı değilmiş ve o vasiyet hiç bırakılmamış gibi çoğaltılıp dekorasyon parçası haline getirilerek satışlara sunuldu. Kim evinde hayata tutunmayı başaramamış acılar içinde hayatına son vermeye karar vermiş hüzünlü bir kadının son görüntüsünü sergilemek ya da ona bir tablo muamelesi yapmak ister bilinmez ama insanoğlunun gerçek bir tüketim canavarına dönüştüğü ortada. Kıssadan hisse, tüm bu olup biteni oturupdüşününce kazanmanın tek yolunun savaşmak olduğunu daha iyi anlıyor insan. Vazgeçmek, pes etmek hiçbir şeyi çözmüyor. Ve aslında olacak olanı engellemeye de kimsenin gücü yetmiyor. Ölsen bile değiştiremeyeceğin şeyler oluyor hayatta. Tek kaçış gibi gördüğün o çıkış kapısı aslında hiçbir şeyi bitirmiyor. Evelyn kendisini öldürdükten sonra bile hayallerine kavuşamadı işte. Çünkü acıları dindirmenin yolu bırakmaktan değil devam etmekten geçiyor. Gerçek çözüm nefes aldığın her günün yeni bir fırsat olduğunu unutmadan, hayatın değerini bilerek yaşamaya devam etmek. Nefes aldığımız sürece umut hep var çünkü! İnsanların mahremi üzerinden rant sağlamak, bunu romantikleşmeye çalışmak ise popüler kültürün, doymak bilmeyen kapitalist düzenin ve ona hizmet edenlerin ayıbı işte. Dünyayı, insanın öldükten sonra bile rahat bırakılmadığı bir yere çeviren herkeseyazıklar olsun.
Ekleme Tarihi: 13 Eylül 2021 - Pazartesi

Ya Dışındasındır Çemberin Ya da İçinde Yer Alacaksın

Garip bir matematiği var hayatın. Çözmesi güç, anlaması karmaşık,çoğu zaman sürprizler ve
zorluklarla dolu lakin her şeye rağmen her bir parçası eşsiz ve çok değerli. Ve kesin olan bir şey var ki
hayatta her şey gerçektenbirbiriyle ilişkili. Adına ister kader diyelim ister karma istersek de kelebek
etkisi fark etmez. Final hep aynı. Tıpkı değişmeyen bazı kuralları gibi.
Onlardan birisidir mesela, hayatta neyi çok istersen en çok o olmaz. Bunun en gerçek ya da belki en
acı örneklerinden birisidir Evelyn Mchale.Bu isim bazı kesimler tarafından bilinse de son dönemde
hayatımıza girişi yine popüler kültür sayesinde oldu. Zaten tarih, siyaset, sosyal, kültürel bilgilerin
çoğunu artık bu şekilde öğrenen bir kesim var edildi. Okumak, öğrenmek, araştırmak, keşfetmek gibi
şeyler mazide kaldı hep. Ne acı…
Neyse, konumuza dönersek bu hanımefendinin hikâyesi tarihte ki tozlu raflarda yerini almış acı bir
hikâyedir. 1923 yılında Amerika’da dünyaya gelen Evelyn ‘in hayatı türlü zorluklarla dolu. Ama onu
bilinir kılan hayatından ziyade hayatına son veriş biçimi. 1 Mayıs 1947 yılında dönemin en yüksek
binalarından Empire State'tin, ziyaretçiler için olan 86. katındaki gözlem evinden yaklaşık 250 metre
yükseklikten kendisini usulca aşağıya bıraktı. Geriye içerisinde birkaç dolarının, makyaj eşyalarının ve
küçük bir veda notunun olduğu bir çanta bıraktı. Buraya kadar her şey çok bilindik. İşin ilginç kısmı
buradan sonra başlıyor.
Kendisi bıraktığı notta veda etmenin yanında naaşının kimsenin en çokta ailesinin görmesini
istemediğini kaleme almış. Belli ki 86. katı seçmesi de bundan sebepmiş. Ama işler tam tersi şeklinde
ilerledi ve hayatta ki son karesi tarihe kazındı. Üzerine düştüğü arabanın çöken tavanında kusursuz bir
şekilde en ufak bir deformasyon veya kan görülmeden, uyuyormuşçasına yatan kadının bu etkileyici
hali oradan geçen fotoğrafçılık öğrencisi Robert C. Wiles ‘ın gözünden kaçmadı ve Evelyn’in cesedi,
hayatına son verdikten yaklaşık dört dakika sonra bir fotoğraf karesi ile ölümsüzleşti.
Şans eseri çekilmiş bu fotoğraf yıllar içerisinde “Tüm Zamanların En Güzel İntiharı” olarak
adlandırıldı ve sergilendi. “Hiçbir parçamıngörünmesini istemiyorum” diyen Evelyn'in cesedinin
fotoğraflanması ve onun isteğinin dışında birçok kişinin yıllarca görmesi ise işin asıl can alıcı kısım
bence. Bu gün bile kliplere konu olarak tekrar tekrar gündeme gelen Evelyn, kapitalist düzenin çarkına
düşmekten de kurtulamadı tabi. Sanki gerçek değilmiş gibi hayal ürünü bir tabloymuş gibi o fotoğraf
en mahrem anı değilmiş ve o vasiyet hiç bırakılmamış gibi çoğaltılıp dekorasyon parçası haline
getirilerek satışlara sunuldu. Kim evinde hayata tutunmayı başaramamış acılar içinde hayatına son
vermeye karar vermiş hüzünlü bir kadının son görüntüsünü sergilemek ya da ona bir tablo muamelesi
yapmak ister bilinmez ama insanoğlunun gerçek bir tüketim canavarına dönüştüğü ortada.
Kıssadan hisse, tüm bu olup biteni oturupdüşününce kazanmanın tek yolunun savaşmak olduğunu
daha iyi anlıyor insan. Vazgeçmek, pes etmek hiçbir şeyi çözmüyor. Ve aslında olacak olanı
engellemeye de kimsenin gücü yetmiyor. Ölsen bile değiştiremeyeceğin şeyler oluyor hayatta. Tek
kaçış gibi gördüğün o çıkış kapısı aslında hiçbir şeyi bitirmiyor. Evelyn kendisini öldürdükten sonra
bile hayallerine kavuşamadı işte. Çünkü acıları dindirmenin yolu bırakmaktan değil devam etmekten
geçiyor. Gerçek çözüm nefes aldığın her günün yeni bir fırsat olduğunu unutmadan, hayatın değerini
bilerek yaşamaya devam etmek. Nefes aldığımız sürece umut hep var çünkü!
İnsanların mahremi üzerinden rant sağlamak, bunu romantikleşmeye çalışmak ise popüler kültürün,
doymak bilmeyen kapitalist düzenin ve ona hizmet edenlerin ayıbı işte. Dünyayı, insanın öldükten
sonra bile rahat bırakılmadığı bir yere çeviren herkeseyazıklar olsun.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akdenizdeyeniyuzyil.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.