Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Anasayfa Miraç Uzundal Yazı Detayı Bu yazı 831 kez okundu.
Miraç Uzundal
Köşe Yazarı
Miraç Uzundal
 

Yüzünü Güneşe Dön

Sevginin, nezaketin, emeğin ve anlayışın kaybolduğu zamanlardan.  Toplumsal dejenerasyonun giderek arttığı günler de yaşıyoruz artık. Bunu hangi ara da başardık gerçekten çok ilginç. Ama en az bunun kadar ilginç olan bir şey daha var ki o da bu durumlar için hep bir bahanenin hali hazırda olması. Özellikle son dönemde artık herkesin rahatça gözlemleyebileceği değişimler gün gibi ortada. Adeta toplu bir cinnet geçiriliyor gibi. Sorsak; ekonomik durumlar, pandemi şartları, dünya halleri, yaşam zorlukları tarzında binlerce başlık herkesin cebinde hazır. Ama bir şeyleri kurtarmaya, korumaya her şeye rağmen sahip çıkmaya hazır mıyız? Kesinlikle hayır. Nezaket gösterme, saygı duyma, insan hak ve özgürlüklerine değer verme, insanın kıymetini bilme, duracağı yeri kavrayabilme, dünyayı bütün canlılar için yaşanabilir kılma, istediği şey için emek verme, sevdiklerinin gönlünü alma, insan ilişkilerinde sevgiyi paylaşma gibi pek çok değer bahaneler arasında kaybolup gitti. Ve daha da acısı artık gerek toplumun içinde gerek kişisel gelişimlerde gerekse sosyal medya da çeşitli şekillerde empoze edilen bir benmerkezcilik durumu başladı. Öz saygıyı, kişinin kendisine duyması gereken değer, sevgi ve önemi çok feci bir halde bencillikle karıştırdık. Oysa kişinin kendisini önemsemesi hatalı olduğunda bunu telafi etmesini engellemez ya da kendisini sevmesi başka insanları sevmek için çaba göstermeyeceği anlamını taşımaz, kendine güven duymak, potansiyelini bilmek, öz saygılı bir insan olmak karşına çıkan ilk zorlukta emek vermek yerine kestirip atman gerektiğini göstermez. Aksine kendisini seven ve saygı duyan insan hayata da ilk önce sevgi ve saygı ile yaklaşır. Geriye kalanı kendine değer vermeye değil hayran olmaya girer.  Hangi ara bu kadar bencilleştik bilmiyorum. Ama bu haller giderek toplumsal olaylarda bile daha duyarsız kalan bireyler doğurmaya başladı. Hayatı sadece kendisi için yaşayan insanlar olmadan önce hatırlamamız gereken çok şey. Burada anlatmak istediğim asla fedakârlık kisvesi altında insanların hayatlarını başkaları için yaşaması ya da kendi ideallerinden ödün vermesi değil. Elbette hepimizin tek bir hayatı var ve bunu kendi gönlümüzce yaşamayabilmeliyiz. Lakin bu durumda benden sonrası tufan kafasıyla, bencilce başka hiçbir şeye önem vermeme halini doğurmamalı. Biraz eskilerde de kalsa bizim çok güzel değer yargılarımız vardı. Nezaket gibi, sevmek, sevilmek ve bunu hissettirmekten yüksünmemek, anlayış göstermek, saygıyı bozmamak, yardımlaşmak, gönül almak, farklı görüşlerle ya da inançlarla bir arada kalmayı başarmak gibi. Ne olursa olsun sevmekten vazgeçmeyelim düşüncesinden, her şey işime geldiği kadar algısına doğru hızla yol aldık. Ama şunu unutmamak lazım ki gerçekten de “dünyayı sevgi kurtaracak”. O yüzden yüzümüzü güneşe dönmekten ve kalbimizde ki güzelliklerden vazgeçmeyelim.
Ekleme Tarihi: 12 Temmuz 2021 - Pazartesi

Yüzünü Güneşe Dön

Sevginin, nezaketin, emeğin ve anlayışın kaybolduğu zamanlardan.  Toplumsal dejenerasyonun giderek arttığı günler de yaşıyoruz artık. Bunu hangi ara da başardık gerçekten çok ilginç. Ama en az bunun kadar ilginç olan bir şey daha var ki o da bu durumlar için hep bir bahanenin hali hazırda olması.

Özellikle son dönemde artık herkesin rahatça gözlemleyebileceği değişimler gün gibi ortada. Adeta toplu bir cinnet geçiriliyor gibi. Sorsak; ekonomik durumlar, pandemi şartları, dünya halleri, yaşam zorlukları tarzında binlerce başlık herkesin cebinde hazır. Ama bir şeyleri kurtarmaya, korumaya her şeye rağmen sahip çıkmaya hazır mıyız? Kesinlikle hayır.

Nezaket gösterme, saygı duyma, insan hak ve özgürlüklerine değer verme, insanın kıymetini bilme, duracağı yeri kavrayabilme, dünyayı bütün canlılar için yaşanabilir kılma, istediği şey için emek verme, sevdiklerinin gönlünü alma, insan ilişkilerinde sevgiyi paylaşma gibi pek çok değer bahaneler arasında kaybolup gitti. Ve daha da acısı artık gerek toplumun içinde gerek kişisel gelişimlerde gerekse sosyal medya da çeşitli şekillerde empoze edilen bir benmerkezcilik durumu başladı. Öz saygıyı, kişinin kendisine duyması gereken değer, sevgi ve önemi çok feci bir halde bencillikle karıştırdık.

Oysa kişinin kendisini önemsemesi hatalı olduğunda bunu telafi etmesini engellemez ya da kendisini sevmesi başka insanları sevmek için çaba göstermeyeceği anlamını taşımaz, kendine güven duymak, potansiyelini bilmek, öz saygılı bir insan olmak karşına çıkan ilk zorlukta emek vermek yerine kestirip atman gerektiğini göstermez. Aksine kendisini seven ve saygı duyan insan hayata da ilk önce sevgi ve saygı ile yaklaşır. Geriye kalanı kendine değer vermeye değil hayran olmaya girer. 

Hangi ara bu kadar bencilleştik bilmiyorum. Ama bu haller giderek toplumsal olaylarda bile daha duyarsız kalan bireyler doğurmaya başladı. Hayatı sadece kendisi için yaşayan insanlar olmadan önce hatırlamamız gereken çok şey. Burada anlatmak istediğim asla fedakârlık kisvesi altında insanların hayatlarını başkaları için yaşaması ya da kendi ideallerinden ödün vermesi değil. Elbette hepimizin tek bir hayatı var ve bunu kendi gönlümüzce yaşamayabilmeliyiz. Lakin bu durumda benden sonrası tufan kafasıyla, bencilce başka hiçbir şeye önem vermeme halini doğurmamalı.

Biraz eskilerde de kalsa bizim çok güzel değer yargılarımız vardı. Nezaket gibi, sevmek, sevilmek ve bunu hissettirmekten yüksünmemek, anlayış göstermek, saygıyı bozmamak, yardımlaşmak, gönül almak, farklı görüşlerle ya da inançlarla bir arada kalmayı başarmak gibi. Ne olursa olsun sevmekten vazgeçmeyelim düşüncesinden, her şey işime geldiği kadar algısına doğru hızla yol aldık. Ama şunu unutmamak lazım ki gerçekten de “dünyayı sevgi kurtaracak”. O yüzden yüzümüzü güneşe dönmekten ve kalbimizde ki güzelliklerden vazgeçmeyelim.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akdenizdeyeniyuzyil.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.