Sitenin solunda giydirme reklamı denemesidir
Sitenin sağında bir giydirme reklam
Prof.Dr.Abdülaziz BAYINDIR
Köşe Yazarı
Prof.Dr.Abdülaziz BAYINDIR
 

Ruh BİLGİ VE YETENEK 8

Allah Teâlâ, canlı varlıklara da bilgi yüklemiştir. Bir âyet şöyledir: وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ. Rabbin arıya şu bilgiyi yüklemiştir: “Dağlarda, ağaçlarda ve yapılan (insanlar tarafından yapılan[7]) kovanlarda kendine evler edin.”(Nahl 16/68) İnsanı diğer canlılardan ayıran temel varlığın akıl olduğu söylenir[8].Hâlbuki aşağıdaki âyetlerde kuşların ve karıncaların, akıllarını kullanarak yaptıkları konuşmalara ve değerlendirmelere yer verilmektedir: وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ. حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ. فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ. وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ. لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ. فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ إِنِّي وَجَدْتُ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ. وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ. أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ. اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ. قَالَ سَنَنْظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ. اذْهَبْ بِكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهِ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ. قَالَتْ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ. إِنَّهُ مِنْ سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ. أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ. قَالَتْ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ أَفْتُونِي فِي أَمْرِي مَا كُنْتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّى تَشْهَدُونِ. Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu, bölük bölük sevk edilmişti. Karınca vadisine vardılar. Bir dişi karınca dedi ki “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler.” (Kuşdilini bilen) Süleyman, dişi karıncanın sözünden dolayı gülümsedi ve şöyle dedi: “Rabbim (Sahibim), bana ve ana babama ettiğin iyilikten ötürü benim görevlerimi yerine getirmeme ve razı olacağın iyi işler yapmama fırsatı ver. İkramınla beni iyiler arasına kat.” Süleyman kuşları teftiş etti. “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi. “Ona suçuna denk[9]bir ceza vereceğim veya onu keseceğim. Ya da bana, haklılığını gösteren açık bir delil getirir!” Çok geçmeden Hüdhüd çıkageldi ve dedi ki “Senin yeterince bilmediğin bir şeyi tam olarak öğrendim. Sana Sebe’den kesin bir haber getirdim. Orada, kendisine her şeyden verilmiş bir kadına rastladım; onlara hükmediyor; büyük bir tahtı da var. Hem onu hem de halkını, Allah ile aralarına Güneşi koymuş, ona secde ederlerken buldum. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları (olması gereken) yoldan engellemiş. Onlar da doğru yolu bulamamışlar.  Oysa göklerde ve yerde birikmiş bütün saklıları ortaya çıkaran Allah’a secde etmeleri gerekmez mi? O, gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. Allah; O’ndan başka ilah yoktur. Büyük yönetimin (arşın) sahibidir.”  Süleyman dedi ki “Bakacağız, doğru mu söylüyorsun yoksa yalancının teki misin? Şu mektubumu götür, onlara at, sonra kenara çekil de bekle, bakalım ne cevap verecekler.” (Hüdhüd isteneni yaptı.) Kraliçe dedi ki “Ey ileri gelenler! Bana değerli bir mektup atıldı. Süleyman’dan geliyor, ‘İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla’ diye başlıyor. ‘Bana karşı diklenmeyin, teslim olarak bana gelin’ diyor.”  “Ey ileri gelenler! Bu işimde bana sağlam bir görüş bildirin. Sizlerle görüşmeden hiçbir işi kestirip atmış değilim.”(Neml 27/17-32) Karıncanın şu sözü, onların kendilerini koruyacak bilgiye sahip olduklarını gösterir: Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler.(Neml 27/18) Yukarıdaki âyetlerde geçen şu ifadeler, hüdhüdün de kendine yüklenen görevi yerine getirecek ve kendini koruyacak kadar bir bilgiye sahip olduğunu gösterir: Sana Sebe’den kesin bir haber getirdim. Orada bir kadına rastladım; onlara hükmediyor ve ona her şeyden verilmiş; büyük bir tahtı da var. Hem o kadını hem de halkını, Allah ile aralarına Güneşi koymuş, ona secde ederlerken buldum. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları (olması gereken) yoldan engellemiş. Onlar da doğru yolu bulamamışlar. Oysa göklerde ve yerde birikmiş bütün saklıları ortaya çıkaran Allah’a secde etmeleri gerekmez mi? O, gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. Allah; O’ndan başka ilah yoktur. Büyük yönetimin (arşın) sahibidir.
Ekleme Tarihi: 09 Haziran 2021 - Çarşamba

Ruh BİLGİ VE YETENEK 8

Allah Teâlâ, canlı varlıklara da bilgi yüklemiştir. Bir âyet şöyledir:

وَأَوْحَى رَبُّكَ إِلَى النَّحْلِ أَنِ اتَّخِذِي مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا وَمِنَ الشَّجَرِ وَمِمَّا يَعْرِشُونَ.

Rabbin arıya şu bilgiyi yüklemiştir: “Dağlarda, ağaçlarda ve yapılan (insanlar tarafından yapılan[7]) kovanlarda kendine evler edin.”(Nahl 16/68)

İnsanı diğer canlılardan ayıran temel varlığın akıl olduğu söylenir[8].Hâlbuki aşağıdaki âyetlerde kuşların ve karıncaların, akıllarını kullanarak yaptıkları konuşmalara ve değerlendirmelere yer verilmektedir:

وَحُشِرَ لِسُلَيْمَانَ جُنُودُهُ مِنَ الْجِنِّ وَالْإِنْسِ وَالطَّيْرِ فَهُمْ يُوزَعُونَ. حَتَّى إِذَا أَتَوْا عَلَى وَادِ النَّمْلِ قَالَتْ نَمْلَةٌ يَا أَيُّهَا النَّمْلُ ادْخُلُوا مَسَاكِنَكُمْ لَا يَحْطِمَنَّكُمْ سُلَيْمَانُ وَجُنُودُهُ وَهُمْ لَا يَشْعُرُونَ. فَتَبَسَّمَ ضَاحِكًا مِنْ قَوْلِهَا وَقَالَ رَبِّ أَوْزِعْنِي أَنْ أَشْكُرَ نِعْمَتَكَ الَّتِي أَنْعَمْتَ عَلَيَّ وَعَلَى وَالِدَيَّ وَأَنْ أَعْمَلَ صَالِحًا تَرْضَاهُ وَأَدْخِلْنِي بِرَحْمَتِكَ فِي عِبَادِكَ الصَّالِحِينَ. وَتَفَقَّدَ الطَّيْرَ فَقَالَ مَا لِيَ لَا أَرَى الْهُدْهُدَ أَمْ كَانَ مِنَ الْغَائِبِينَ. لَأُعَذِّبَنَّهُ عَذَابًا شَدِيدًا أَوْ لَأَذْبَحَنَّهُ أَوْ لَيَأْتِيَنِّي بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ. فَمَكَثَ غَيْرَ بَعِيدٍ فَقَالَ أَحَطتُ بِمَا لَمْ تُحِطْ بِهِ وَجِئْتُكَ مِنْ سَبَإٍ بِنَبَإٍ يَقِينٍ إِنِّي وَجَدْتُ امْرَأَةً تَمْلِكُهُمْ وَأُوتِيَتْ مِنْ كُلِّ شَيْءٍ وَلَهَا عَرْشٌ عَظِيمٌ. وَجَدْتُهَا وَقَوْمَهَا يَسْجُدُونَ لِلشَّمْسِ مِنْ دُونِ اللَّهِ وَزَيَّنَ لَهُمُ الشَّيْطَانُ أَعْمَالَهُمْ فَصَدَّهُمْ عَنِ السَّبِيلِ فَهُمْ لَا يَهْتَدُونَ. أَلَّا يَسْجُدُوا لِلَّهِ الَّذِي يُخْرِجُ الْخَبْءَ فِي السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَيَعْلَمُ مَا تُخْفُونَ وَمَا تُعْلِنُونَ. اللَّهُ لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ. قَالَ سَنَنْظُرُ أَصَدَقْتَ أَمْ كُنْتَ مِنَ الْكَاذِبِينَ. اذْهَبْ بِكِتَابِي هَذَا فَأَلْقِهِ إِلَيْهِمْ ثُمَّ تَوَلَّ عَنْهُمْ فَانْظُرْ مَاذَا يَرْجِعُونَ. قَالَتْ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ إِنِّي أُلْقِيَ إِلَيَّ كِتَابٌ كَرِيمٌ. إِنَّهُ مِنْ سُلَيْمَانَ وَإِنَّهُ بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ. أَلَّا تَعْلُوا عَلَيَّ وَأْتُونِي مُسْلِمِينَ. قَالَتْ يَا أَيُّهَا الْمَلَأُ أَفْتُونِي فِي أَمْرِي مَا كُنْتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّى تَشْهَدُونِ.

Süleyman’ın cinlerden, insanlardan ve kuşlardan oluşan ordusu, bölük bölük sevk edilmişti. Karınca vadisine vardılar. Bir dişi karınca dedi ki “Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler.”

(Kuşdilini bilen) Süleyman, dişi karıncanın sözünden dolayı gülümsedi ve şöyle dedi: “Rabbim (Sahibim), bana ve ana babama ettiğin iyilikten ötürü benim görevlerimi yerine getirmeme ve razı olacağın iyi işler yapmama fırsatı ver. İkramınla beni iyiler arasına kat.”

Süleyman kuşları teftiş etti. “Neden Hüdhüd’ü göremiyorum? Yoksa kayıplara mı karıştı?” dedi. “Ona suçuna denk[9]bir ceza vereceğim veya onu keseceğim. Ya da bana, haklılığını gösteren açık bir delil getirir!”

Çok geçmeden Hüdhüd çıkageldi ve dedi ki “Senin yeterince bilmediğin bir şeyi tam olarak öğrendim. Sana Sebe’den kesin bir haber getirdim. Orada, kendisine her şeyden verilmiş bir kadına rastladım; onlara hükmediyor; büyük bir tahtı da var. Hem onu hem de halkını, Allah ile aralarına Güneşi koymuş, ona secde ederlerken buldum. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları (olması gereken) yoldan engellemiş. Onlar da doğru yolu bulamamışlar.

 Oysa göklerde ve yerde birikmiş bütün saklıları ortaya çıkaran Allah’a secde etmeleri gerekmez mi? O, gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. Allah; O’ndan başka ilah yoktur. Büyük yönetimin (arşın) sahibidir.”

 Süleyman dedi ki “Bakacağız, doğru mu söylüyorsun yoksa yalancının teki misin? Şu mektubumu götür, onlara at, sonra kenara çekil de bekle, bakalım ne cevap verecekler.”

(Hüdhüd isteneni yaptı.) Kraliçe dedi ki “Ey ileri gelenler! Bana değerli bir mektup atıldı. Süleyman’dan geliyor, ‘İyiliği sonsuz, ikramı bol Allah’ın adıyla’ diye başlıyor. ‘Bana karşı diklenmeyin, teslim olarak bana gelin’ diyor.”

 “Ey ileri gelenler! Bu işimde bana sağlam bir görüş bildirin. Sizlerle görüşmeden hiçbir işi kestirip atmış değilim.(Neml 27/17-32)

Karıncanın şu sözü, onların kendilerini koruyacak bilgiye sahip olduklarını gösterir:

Ey karıncalar! Yuvalarınıza girin ki Süleyman ve orduları farkına varmadan sizi ezmesinler.(Neml 27/18)

Yukarıdaki âyetlerde geçen şu ifadeler, hüdhüdün de kendine yüklenen görevi yerine getirecek ve kendini koruyacak kadar bir bilgiye sahip olduğunu gösterir:

Sana Sebe’den kesin bir haber getirdim. Orada bir kadına rastladım; onlara hükmediyor ve ona her şeyden verilmiş; büyük bir tahtı da var. Hem o kadını hem de halkını, Allah ile aralarına Güneşi koymuş, ona secde ederlerken buldum. Şeytan yaptıklarını güzel göstermiş ve onları (olması gereken) yoldan engellemiş. Onlar da doğru yolu bulamamışlar. Oysa göklerde ve yerde birikmiş bütün saklıları ortaya çıkaran Allah’a secde etmeleri gerekmez mi? O, gizlediklerini de bilir, açığa vurduklarını da. Allah; O’ndan başka ilah yoktur. Büyük yönetimin (arşın) sahibidir.

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve akdenizdeyeniyuzyil.net sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.